Şirket Yöneticilerinin Vergi ve SGK Borçlarından Sorumluluğu
İçindekiler
- Şirketin vergi ve sosyal güvenlik borçları şirketten tahsil edilemediğinde, kanuni temsilciler ve belirli hâllerde ortaklar kişisel malvarlıklarıyla sorumlu tutulabilmektedir.
- Limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen kamu alacaklarından sermaye payları oranında sorumlu olabilmektedir.
- Hisse devri veya görevden ayrılma, devir tarihinden önceki döneme ait borçlardan sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır.
- Kişisel sorumluluğa dayanılarak gönderilen ödeme emirlerine karşı Kanun'da öngörülen kısa süreler içinde dava açılması gerekmektedir.
1. Konunun Genel Çerçevesi
Şirketler tüzel kişiliğe sahip olduğundan, kural olarak şirketin borçlarından şirket sorumludur. Ancak vergi ve sosyal güvenlik prim borçları gibi kamu alacakları bakımından bu ilkenin önemli istisnaları bulunmaktadır. Şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları için şirketi yöneten kişilere ve belirli hâllerde ortaklara başvurulabilmektedir.
Uygulamada bu sorumluluk, şirketin faaliyeti durduktan veya hisseler devredildikten yıllar sonra, eski müdür ya da ortak adına ödeme emri gönderilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle şirket yönetiminde görev alan veya şirkete ortak olan kişilerin bu sorumluluğun kapsamını ve itiraz yollarını bilmesi önem taşımaktadır.
Bu sorumluluk, özellikle aile şirketlerinde kâğıt üzerinde müdür veya yönetim kurulu üyesi olarak gösterilen, ancak şirket yönetimine fiilen katılmayan kişiler bakımından beklenmedik sonuçlar doğurabilmektedir. Şirket yönetiminde görev kabul edilmeden önce şirketin vergi ve sosyal güvenlik borç durumunun incelenmesi ve görev süresince bu yükümlülüklerin düzenli olarak takip edilmesi, kişisel sorumluluk riskini azaltmaktadır.
2. Hukuki Dayanak
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun: 6183 s. K. m.35 (limited şirket ortaklarının sorumluluğu), 6183 s. K. mük. m.35 (kanuni temsilcilerin sorumluluğu), 6183 s. K. m.58 (ödeme emrine itiraz)
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: VUK m.10 (kanuni temsilcilerin ödevleri)
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu: 5510 s. K. m.88 (prim borçlarından müteselsil sorumluluk)
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: TTK m.553 (yöneticilerin hukuki sorumluluğu), TTK m.644 (limited şirkette müdürlerin sorumluluğu)
3. Kanundaki Düzenleme
Kanuni Temsilcilerin Vergi Borçlarından Sorumluluğu
VUK m.10 uyarınca tüzel kişilerin vergi ödevleri kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilmektedir. Bu ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle tüzel kişinin malvarlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerin varlıklarından alınmaktadır. 6183 s. K. mük. m.35 ise tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından tahsil edileceğini düzenlemektedir.
Limited Şirket Ortaklarının Sorumluluğu
6183 s. K. m.35 uyarınca limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarından sermaye payları oranında doğrudan sorumludur. Ortaklıktan ayrılan ve hisselerini devreden ortaklar, devir tarihine kadar olan dönemdeki amme alacaklarından devralan ortakla birlikte sorumlu tutulabilmektedir.
Sosyal Güvenlik Prim Borçları
5510 s. K. m.88 uyarınca tüzel kişiliği bulunan işverenlerin prim ve diğer borçlarından, tüzel kişiliği temsile yetkili kişiler ile yönetim kurulu üyeleri, işveren ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulabilmektedir. Bu sorumluluğun kapsamı, kişinin şirkette fiilen görev yaptığı dönem ve temsil yetkisi dikkate alınarak belirlenmektedir.
Ticaret Hukuku Sorumluluğu
Kamu hukukundan doğan bu sorumluluk dışında, TTK m.553 ve TTK m.644 uyarınca yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlinde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı da sorumlu tutulabilmektedir.
4. Uygulamada Süreç
- Ödeme emrinin incelenmesi: Ödeme emrinin dayanağı olan borcun türü, dönemi ve tutarı incelenmektedir.
- Görev ve ortaklık döneminin tespiti: Kişinin kanuni temsilci veya ortak olduğu dönem ticaret sicili kayıtlarından belirlenmektedir.
- Şirketten takip şartının kontrolü: İdarenin önce şirket hakkında takip yapıp yapmadığı ve alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin usulüne uygun tespit edilip edilmediği değerlendirilmektedir.
- Zamanaşımı ve tebliğ kontrolü: Borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve şirkete yapılan tebligatların usulüne uygunluğu incelenmektedir.
- Dava açılması: Ödeme emrine karşı Kanun'da öngörülen süre içinde görevli yargı merciinde dava açılmaktadır.
- Önleyici tedbirler: Görevden ayrılma veya pay devri hâlinde sicil işlemleri ve vergi ile sosyal güvenlik kayıtlarının durumu belgelenmektedir.
5. Görevli ve Yetkili Mahkeme veya Merci
Vergi daireleri tarafından 6183 s. K. m.58 uyarınca gönderilen ödeme emirlerine karşı, ödeme emrini düzenleyen vergi dairesinin bağlı olduğu yerdeki vergi mahkemesinde dava açılmaktadır. Vergi mahkemesi kararlarına karşı Kanun'da öngörülen hâllerde istinaf ve temyiz yollarına başvurulabilmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı ise Kanun'da öngörülen süre içinde iş mahkemesinde itiraz yoluna başvurulmaktadır. Yöneticilerin ticaret hukukundan doğan sorumluluğuna ilişkin davalar asliye ticaret mahkemesinde görülmektedir.
6. Süreler ve Dikkat Edilecek Hususlar
- Ödeme emrine karşı dava açma süresi kısa olup tebliğ tarihinden itibaren Kanun'da öngörülen süre içinde dava açılmalıdır.
- Kanuni temsilci sıfatının sona ermesi, görev dönemindeki borçlar bakımından sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır.
- Pay devri sözleşmelerinde, devir tarihinden önceki döneme ait kamu borçlarının kime ait olacağı açıkça düzenlenmelidir.
- Şirket hakkında usulüne uygun takip yapılmadan doğrudan yöneticiye başvurulması, ödeme emrinin iptali sebebi olarak ileri sürülebilmektedir.
- Kamu alacaklarına ilişkin zamanaşımı süreleri ve kesilme sebepleri ayrıca incelenmelidir.
7. Sonuç
Şirket yöneticiliği ve ortaklığı, kamu alacakları bakımından kişisel sorumluluk riski taşımaktadır. Görev ve ortaklık dönemlerinin belgelendirilmesi, pay devri ve görevden ayrılma işlemlerinin kayıt altına alınması ve ödeme emirlerine karşı sürelerin kaçırılmaması, bu riskin yönetilmesinde belirleyici olmaktadır.
Somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirme yapılması gerekmektedir.
8. Akademik Kaynaklar
Bu konuya ilişkin akademik çalışmalara aşağıdaki kaynaklar üzerinden ulaşabilirsiniz. Tez ve makalelerin içeriği bu sitede çoğaltılmamaktadır.
Aramada kullanılabilecek terim: Şirket yöneticilerinin vergi ve SGK borçlarından sorumluluğu
DergiPark'ta yayımlanan hakemli makalelere ücretsiz olarak erişilebilmektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımamaktadır. Yeni yazılar LinkedIn sayfasında da paylaşılmaktadır.