Satış, Tedarik ve Alım Sözleşmeleri: Kurulması, Ayıp ve Uyuşmazlıklar
İçindekiler
- Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmekte, tedarik sözleşmesi ise kanunda ayrıca adı konulmamış bir sözleşme olarak genel hükümlere tabi tutulmaktadır.
- Ticari satışlarda ayıbın kısa süreler içinde satıcıya ihbar edilmesi, hakların korunması bakımından belirleyici önem taşımaktadır.
- Konusu para olan ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
- Teslim şekli, fiyat ayarlaması, cezai şart ve yetkili mahkeme gibi konuların sözleşmede açıkça düzenlenmesi uyuşmazlık riskini azaltmaktadır.
1. Konunun Genel Çerçevesi
Satış sözleşmesi, satıcının bir malın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretmeyi, alıcının da bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Günlük hayatta en sık kurulan sözleşme türü olmakla birlikte, şirketler arası ilişkilerde çoğu zaman tek seferlik bir satıştan öteye geçilmektedir. Belirli bir süre boyunca düzenli mal teslimini öngören ilişkiler, uygulamada "tedarik sözleşmesi" ya da "çerçeve alım sözleşmesi" adıyla kurulmaktadır.
Tedarik sözleşmesi kanunda ayrıca adlandırılmış bir sözleşme değildir. Bu nedenle tarafların iradesi, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde belirleyici olmakta; sözleşmede düzenlenmeyen konularda satış hükümleri ve borçlar hukukunun genel hükümleri uygulanmaktadır. Sözleşmenin dikkatli kurgulanması, ileride doğabilecek teslim, ayıp ve ödeme uyuşmazlıklarının çözümünü kolaylaştırmaktadır.
2. Hukuki Dayanak
- Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesine ilişkin hükümleri: TBK m.207 vd.
- Satıcının ayıptan sorumluluğu ve alıcının seçimlik hakları: TBK m.219-231
- Sözleşme serbestisi: TBK m.26
- Ticari satışlarda ayıp ihbarı: TTK m.23
- Ticari dava ve görev: TTK m.4-5
- Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk: TTK m.5/A
- Taraflardan biri tüketici ise: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
3. Kanundaki Düzenleme
Satıcının Yükümlülükleri
Satıcı, malı sözleşmede kararlaştırılan yer ve zamanda, sözleşmeye uygun nitelikte teslim etmekle yükümlüdür. Satılan mal, satıcının bildirdiği nitelikleri taşımamaktaysa veya kullanım amacı bakımından değerini ya da faydasını ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan eksiklikler içermekteyse ayıplı kabul edilmektedir. Satıcı, ayıpları bilmese dahi bunlardan sorumlu tutulmaktadır.
Alıcının Yükümlülükleri ve Seçimlik Haklar
Alıcının temel borcu, bedeli ödemek ve malı teslim almaktır. Malın ayıplı çıkması hâlinde alıcı, sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız benzeriyle değiştirme taleplerinden birini kullanabilmektedir. Bunlara ek olarak genel hükümlere göre tazminat da talep edilebilmektedir.
Muayene ve İhbar Külfeti
Alıcının, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmesi ve ayıp tespit ederse bunu uygun süre içinde satıcıya bildirmesi gerekmektedir. Ticari satışlarda bu süreler çok daha kısa tutulmuştur; açıkça belli olan ayıplarda ve muayeneyle ortaya çıkabilecek ayıplarda kanunda öngörülen kısa süreler içinde ihbar yapılmazsa mal kabul edilmiş sayılmaktadır. Gizli ayıplarda ise ayıbın ortaya çıktığı anda derhâl ihbar gerekmektedir.
4. Uygulamada Süreç
- Sözleşmenin hazırlanması: Malın tanımı, teknik şartnamesi, miktarı, fiyatı, fiyat ayarlama yöntemi, teslim yeri ve şekli, mülkiyetin ve hasarın geçiş anı açıkça yazılmalıdır. Uluslararası satışlarda teslim şartının hangi kurala göre yorumlanacağı belirtilmektedir.
- Çerçeve ve sipariş yapısı: Tedarik ilişkilerinde genellikle bir çerçeve sözleşme imzalanmakta, her teslim ayrı sipariş formuyla yapılmaktadır. Çerçeve sözleşme ile sipariş arasında çelişki çıkması hâlinde hangisinin üstün tutulacağı düzenlenmelidir.
- Teslim ve kabul: Teslimde irsaliye ve teslim tutanağı düzenlenmesi, muayene sonuçlarının yazılı kayda geçirilmesi ispat bakımından önem taşımaktadır.
- Ayıp ihbarı: Ayıp tespit edildiğinde ihbarın yazılı ve ispatlanabilir bir yolla, tercihen noter, kayıtlı elektronik posta veya iadeli taahhütlü mektupla yapılması uygun görülmektedir.
- Tespit: Malın durumunun bozulma ihtimali varsa mahkemeden delil tespiti istenebilmekte ve malın durumu bilirkişi aracılığıyla belgelendirilebilmektedir.
- Arabuluculuk ve dava: Alacak veya tazminat talebi söz konusuysa önce arabulucuya başvurulmakta, anlaşma sağlanamazsa dava açılabilmektedir. Ödenmeyen bedel için doğrudan icra takibi başlatılması da mümkündür.
5. Görevli ve Yetkili Mahkeme veya Merci
Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili satış ve tedarik uyuşmazlıkları ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülmektedir. Taraflardan biri tüketici ise tüketici mahkemesi görevlidir; kanunda belirlenen parasal sınırın altındaki tüketici uyuşmazlıklarında ise tüketici hakem heyetine başvuru zorunlu tutulmaktadır. Ticari nitelik taşımayan diğer satış uyuşmazlıklarında asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Yetki bakımından genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalar ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilmektedir HMK m.6, HMK m.10. Tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarındaki uyuşmazlıklar için yazılı bir yetki sözleşmesi yapabilmektedir HMK m.17. Taraflar tahkim yolunu da seçebilmektedir; bu durumda tahkim şartının açık ve uygulanabilir şekilde kaleme alınması gerekmektedir.
6. Süreler ve Dikkat Edilecek Hususlar
- İhbar süreleri: Ticari satışlarda ayıp ihbarı için öngörülen kısa sürelerin kaçırılması, alıcının ayıba dayalı haklarını kaybetmesine yol açabilmektedir.
- Zamanaşımı: Ayıptan doğan sorumluluk, kural olarak malın teslimi tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde zamanaşımına uğramaktadır. Satıcının ağır kusuru veya hilesi hâlinde bu kısa süreye dayanılamamaktadır. Satıcının daha uzun süre sorumlu olmayı üstlenmesi mümkündür.
- Arabuluculuk: Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari taleplerde arabulucuya başvurulmadan açılan dava, usulden reddedilmektedir.
- Cezai şart: Gecikme veya eksik teslim için cezai şart kararlaştırılabilmektedir. Tacir sıfatına sahip borçlu, ticari işletmesiyle ilgili cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirilmesini isteyememektedir TTK m.22.
- Mülkiyeti saklı tutma: Bedel ödenene kadar mülkiyetin satıcıda kalması kararlaştırılabilmekte, ancak bunun geçerliliği için kanunda öngörülen sicile kayıt şartının yerine getirilmesi gerekmektedir.
- Masraf kalemleri: Sözleşmenin düzenlenmesine bağlı damga vergisi, dava açılması hâlinde başvuru ve nispi harçlar, bilirkişi ve tebligat giderleri ile arabuluculuk ücreti söz konusu olabilmektedir. Bu tutarlar her yıl yeniden belirlenmektedir.
- Yazılı delil: Sipariş, teslim ve şikâyet yazışmalarının düzenli arşivlenmesi, uyuşmazlık hâlinde ispat yükünün karşılanmasında belirleyici olmaktadır.
7. Sonuç
Satış ve tedarik sözleşmelerinde uyuşmazlıkların büyük kısmı; teslim şartlarının, kabul prosedürünün ve ayıp bildirim yönteminin sözleşmede açıkça düzenlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Kısa ihbar süreleri ve dava şartı arabuluculuk gibi usul kurallarının gözetilmesi, hakların korunması bakımından en az esasa ilişkin haklar kadar önemlidir.
Somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirme yapılması gerekmektedir.
8. Akademik Kaynaklar
Bu konuya ilişkin akademik çalışmalara aşağıdaki kaynaklar üzerinden ulaşabilirsiniz. Tez ve makalelerin içeriği bu sitede çoğaltılmamaktadır.
Aramada kullanılabilecek terim: Satış tedarik ve alım sözleşmeleri
DergiPark'ta yayımlanan hakemli makalelere ücretsiz olarak erişilebilmektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımamaktadır.